TURKATAK

ASKERİ STRATEJİ
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Tehdide Nasıl Bir Cevap ?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BAŞKAN
Başkan
avatar

Mesaj Sayısı : 109
Kayıt tarihi : 13/07/07

MesajKonu: Tehdide Nasıl Bir Cevap ?   C.tesi Ekim 13, 2007 8:16 pm

SSCB ve ABD/NATO birbirlerinin derinliklerine ulaşabilme ve birbirine kalıcı darbe vurabilmek için, 1950' lerden itibaren satıhtan satıha roket; daha sonra ise güdümlü füze sistemlerini geliştirme ve özellikle Avrupa ve Ortadoğu' da birbirlerine karşı yerleştirmeye başladılar. SCUD serisi, değişimler geçirerek bugüne kadar geldi. ABD ise füze istemleri yanında Vietnam deneyimlerinden hareketle, 1970' li yılların sonlarından itibaren hava-kara ve denizden atılabilen seyir füzesi sistemlerine yöneldi.

ABD' nin iktisadı esas alan politikası, hava araç üretimini ve hava bombardımanını Sovyet satıhtan satıha roket ve füze konseptinin ötesine taşıdı. Hava araçlarının menzil ve çok rollülüğüne karşın, ABD' nin satıhtan satıha füze ve roket sistemleri ihtiyacı bir süre sonra tekrar gündeme geldi. Hava üstünlüğüne sahip ABD, kara kuvvetleri için az ve standart ama çok fonksiyonlu satıhtan satıha füze sistemleri geliştirdi. ABD, LANCE füzeleri başta pek çok sistemi üretti. Ancak seyir füzelerinin envantere girmesinden sonra bu tür sistemlerde bir sayı ve tür standartlaşmasına gitti.

Rus yönetimli SSCB, iktisadı esas almadan dünyada en fazla zırhlı araç, roket ve füze sistemi üreten Blok oldu. ABD, ihtiyacını karşılamak için aşırıya kaçmadı. Ancak Rus konsepti, ihtiyacın ötesinde ve kuvveti ağırlaştıran bir satıhtan satıha kuvvete sahip oldu. Sürekli olarak yeni modeller hizmete alındı; hizmet ömrünün ortasına gelmiş roket ve füzelerin modernize edilmesine veya hizmet dışına çıkartılmasına gidilmedi.

Sonuçta ABD' nin 227 mm roket ve 160 km menzilli Ordu Taktik Füzesi (ATAC) atabilen MLRS sistemi ve PERSHING füzelerine karşılık Rusya, eski SSCB destekli ülkeler ve Rus teknolojisini geliştiren Çin gibi ülkelerin elinde çoğunlukla 122 mm Grad roketleri, 70 km menzilli Frog-7 güdümsüz roketleri ve 300 km menzilli SCUD türevleri kaldı. Rus mühendislik büroları, daha modern sistemler (SS-21) geliştirmeye başlamıştı; ancak ağır bürokrasi ve yönetim kadrolarının ileriyi görememesi sonucu, bu sistemler hizmete tam olarak giremeden/Sovyetler ve müttefikleri kendilerini modernize edemeden Soğuk Savaş sona erdi.

1989-1990 döneminde Soğuk Savaş sona erdi. Bloklardan geriye kendilerine has bir yer edinmek, başkalarının koruması olmadan yaşamak ihtiyacı içine giren çok sayıda ülke kaldı. Avrupa' nın desteği ve ABD' nin oluru ile Varşova Paktı üyesi Doğu Avrupa ülkeleri, Batı' ya hızla ve sorunsuz bir biçimde entegre oldu. Ancak Ortadoğu ülkeleri, büyük bir sıkıntı içine girdi. İsrail ve ABD' ne karşı ateist SSCB desteği alan (dostluk satışları) bu ülkeler yanında eski 3. Dünya Ülkeleri de, hem birbirleriyle hem de kendilerini yeni dünya sistemine uydurmak isteyen Batı (ABD ve AB) ile rekabete girdi.

Rekabet yanında korkular da ortaya çıktı. Eski SSCB müttefikleri ve 3. Dünya Ülkeleri, bağımsızlıklarını korumak düşüncesi ile uzun menzilli balistik füze programlarına yöneldiler. SSCB nasıl Batı Avrupa ve ABD' ni korkutmuşsa, onlarda bir tür tehdit ve şantaj aracı olarak gördükleri satıhtan satıha sistemlere yöneldiler.

Ancak özellikle Ortadoğu' da bu güç bir yarış haline geldi. Irak' ın İran ile savaşta bol miktarda kullandığı Scud füzeleri, yavaş yavaş satıhtan satıha tehdidinin büyüklüğünü ve önemini ortaya koydu.

Irak ve İran arasındaki savaş bitti; ancak Irak topraklarında, İran karşıtı Halkın Mücahitleri Örgütü' nün kampları var. Son yıllarda İran, bu kampları insansız hava araçları ile gözlüyor. 2001 yılında bu araçlardan birinin düşürülmesi üzerine İran, bölgeye çok sayıda satıhtan satıha roket ve füze attı.

Çeçenistan çatışmalarında Rusya, füze ve güdümsüz roket sistemlerini sıklıkla kullandı. Ancak Rusya' nın Çeçenistan' da kullandığı füze ve roket sayısı tam olarak bilinmemektedir.

Düşman durumda olan Pakistan ve Hindistan, hem birbirlerine hem de kendilerinin iç çekişmelerine başka ülkeler müdahale etmesin diye (Hindistan ve Çin rekabeti de var) nükleer başlıklı uzun menzilli balistik füze programları geliştirmeye başladılar.

Arap ülkeleri, İsrail ile 1948' den itibaren sürekli olarak savaştılar; ancak yenemediler. Birbirlerinden de çekiniyorlar. Ellerindeki kaynakları, düzgün olarak kullanamıyorlar. Petrole karşın hala fakirleşme ve Batı' nın sömürgesi olma korkusundan kurtulamadılar. İsrail ise Araplardan korkuyor; radikal yönetimler her zaman olabilir veya bölgede yarın hiçbir şey, bugün beklenildiği gibi olmayabilir.

İsrail de ABD' nin göz yumması, Fransa' nın teknik desteği ve kendi ar-ge' si ile JERICHO sınıfı uzun menzilli balistik füzeleri geliştirdi. En az 200 adet nükleer başlığa sahip olduğu sanılmaktadır. Bu rakamın daha az olduğu da telaffuz edilmiştir. Geçmişte İsrail' in nükleer kapasitesine dair açıklamalarda bulunan bir mühendis, İsrail tarafından ömür boyu hapise mahkum edilmiştir. Birkaç yıl önce İsrail meclisi Knesset' de iç politik çekişmelerde İsrail' in nükleer gücü tartışmaya açılmış olsa da, yeniden sessizliğe gömülmüştür. İsrail, nükleer silah kullanabilmek için sadece balistik füzelere bağımlı değildir. Hava Kuvvetleri' nin F-15I, F-16 uçakları ve Deniz Kuvvetleri' nin Dolphin dizel denizaltılarından nükleer başlık taşıyan değişik silahlar (Harpoon) kullanabilir.

Çin, ekonomik güce sahip Tayvan ile büyük bir rekabet içindedir. Güç gösterisi için, Tayvan kıyılarına doğru denemeler yapmaktadır. Çin uçaklarının menzil sorunlarına karşın; füze ve roket kuvveti, Tayvan' a ulaşır ve ağır kayıplara sebep olur.

Nükleer başlıklı füzeler, çaresiz kalanın son ve intikam tercihi denilebilir. Ortadoğu' daki füze yarışı ve kısır döngü psikolojisinin kaynağı budur. Ancak bu psikoloji, bazı ülkelerde radikal yöneticilerin oyuncağı olmuş durumda. Suriye, Irak ve İran askeri güçlerinin modernizasyonunda, mali sıkıntılar sebebiyle gecikmeler yaşanmaktadır. Caydırıcılık için yegane ve en korkutucu unsur ise, NBC başlıklar ve bunları uzun menzile taşıyabilecek roket ve füze sistemleridir.

A.B.D., bu amaçla dünya çapında bir füze savunma sistemi geliştirmek istiyor. Ancak 1980' lerin Yıldız Savaşları Projesi' nin biraz değişmiş bir modeli olan bu proje, füze bağımlısı haline gelmiş ülkeleri programlarına daha sıkı sarılmaya itiyor. Yıldız Savaşları Projesi, ABD ile yarışa giren
SSCB' nin yıkımına neden olmuştu. ABD' nin sakıncalı ilan ettiği Irak, İran, Suriye ve Kuzey Kore, Ulusal Füze Kalkanı' nın ilerlemesi ile, küreselleşme ve ABD karşıtı politikalarından vazgeçmek zorunda kalacaklar. Iran bu geleceği görmüş olmalı ki, kendisini radikal unsurlardan uzaklaştırmaya çalışıyor; ancak ülkenin iç dengeleri en önemli engel.

Yukarıda oldukça tarafsız bir tablo çizmeye çalıştık. Ancak balistik füzelerin bir kuvvet çarpanı ve caydıcılık unsuru olmaktan çok, insanlık için (geliştiren ve üreten ülke için dahi) elde patlamaya ve patlatılmaya hazır bir demeode silah olduğuna inanıyoruz.

Ancak savunma amaçlı bir balistik güç edinmek zorundayız. Balistik füze geliştiren ülkeler daha korkutucu olabilmek için nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar da üretiyorlar ve haksız olduklarında; karşılıklı anlaşma yerine bu silahları öne sürüp, görüşmelerde gözdağı vermek istiyorlar.

İsrail ile defalarca savaşmış olan Suriye' nin geçmişte en önemli iki kozundan biri radikal örgütlere destek vermesi ve sürekli olarak geliştirdiği balistik füze programları idi. Bugün bu kozlardan radikal örgüt bağlantılarını azaltmaya çalışsa da, halen füze ve NBC programlarının sürdüğü haberleri alınıyor. İsrail, Suriye başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinin balistik füze geliştirme programlarını izlemede ABD ile yakın bir işbirliği içinde. Son alınan haberlere göre; SCUD serisinin C modeli, yılda iki düzineden fazla şekilde üretilebilecek. Çalışmalar sonucunda Suriye' nin; İran, Orta Asya, Yunanistan ve Avrupa' yı vurabilecek D modelini geliştirip üretebilecek seviyeye ulaşacağı söyleniyor. C modelini üretmek için kurulacak veya kurulmakta olan alt yapının, D modeli üretimi için de kullanılabileceği belirtiliyor. Suriye' nin geliştirilmiş füze teknolojisi ile 700 km menzile, 700 kg silah yükünü gönderebilmesi mümkün olacak. Standart SCUD füzelerine göre daha büyük çaplı olacak füzenin, (CEP) hedeften sapma payı düşük. Tüm balistik silahlarda olduğu gibi harp başlığının azaltılması ile, füzenin yakıt miktarı ve menzili artıyor. Bu da konvansiyonel savaşta, etkinin azalması demek. Fakat NBC savaşında NBC başlıklarının taşınması yeterli.

Suriye, İran ve Irak füze programlarına Kuzey Kore destek veriyor. Kuzey Kore, sert ve anti demokratik bir dikta ile yönetiliyor. Balistik füze geliştiren ülkelere füze satışı ve programlara desteğin, ideolojik bir yönü yok; Kuzey Kore ekonomik kriz içinde. En büyük ihracat kalemi ise, No-Dong serisi uzun menzilli balistik füze teknolojisi. ABD, Çin, Rusya ve Güney Kore' den o kadar korkuyorlar ki uzun menzilli topçu roketleri (Güney Kore' ye karşı) ve kıtalar arası balistik füzeler(ABD ve Çin' e karşı) geliştiriyorlar. Suriye' nin gelişmiş menzilli SCUD füzelerinin, Kuzey Kore' nin geliştirdiği SCUD-D teknolojisi olduğu belirtiliyor.

Son dönemde ABD' nin balistik füze karşıtı teknolojileri geliştirmesinin ve balistik füze geliştiren ülkelere baskı yapmasının nedeni; "sıvı yakıtlı" füzelerin, gövde ve motor teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıdır.

Eğer bir ülke kendi teknolojisini geliştirememiş, kısmi üretim dahi yapacak teknolojik seviyesi yoksa; ekonomik olarak gelişemiyor. Bu durumda da çaresizlikle ileride kendi elinde kendisini vuracak silahlar geliştiriyor.

1991 Körfez Savaşı' nda Irak, Suudi Arabistan ve İsrail' e çok sayıda SCUD füzesi attı. Ancak geri teknoloji karşısında İsrail ve Suudi Arabistan' daki ABD kuvvetleri, hiç denilecek kadar az kayıp verdi. O tarihte ilk kez denenen Patriot füzelerinin etkisi tartışılmıştı. Ancak Patriotlar olmasaydı da SCUD tehdidi büyük bir zarar vermeyecekti. Esas zarar hedefin vurulması ile elde ediliyor; hedef vurulamamış ise, başka hedeflerin vurulmuş olması savaşı kazanmak için yetmiyor. Bu açıklamalar konvansiyonel başlıklı balistik füzeler için geçerlidir. NBC başlıklı balistik füzeler esas tehlike.

Bu Tabloda Türkiye' nin Durumu Ne ve Savunma Amaçlı Ne Gibi Tedbirler Alınıyor ?

Basın ve internette Türkiye' nin TOROS projesinden sonra; J serisi adı ile uzun menzilli (1000 km), nükleer başlık taşıyabilecek satıhtan satıha balistik füze geliştirmek amaçlı bir proje yürüttüğü haberleri yer aldı. Bu haberlerde yer alan bilgiler:

- Projenin son 6 (bize göre daha uzun) yıldır devam ettiği, (1986-1987 döneminde milli savunma sanayiini kurmak için çalışmalar başlatıldı ve Türk mühendisler/MKE, TRT-1' de de gösterilen kısa menzilli roket prototiplerini denediler. 70 mm (2.75 inch) havadan yere güdümsüz roketlerden, 20x 2 tüplü ÇNRS yapıldı. Menzil sıkıntıları yaşandı; bunu aşmak için kısa, orta ve uzun menzilli roket ve daha sonra füze geliştirme çalışmaları için, yurt dışından işbirliğine gidildi. SSCB' nin yıkılması ile bu ilişikiler arttırıldı. 1990' ların başında ABD' den ATACM füzeleri alınmasına ve MLRS üretimine karar verildi, projede teknoloji paylaşımı yüksek fiyatlar ve diğer nedenler ile gerçekleşmedi.
- Proje amacının 2010' a dek en az 10000 km menzilli balistik füze teknolojisine sahip olmak olduğu. Pakistan ile başlatılan füze programlarına, İsrail ve Çin desteği ile devam edildiği,
- Önce Pakistan ile kurulan ilişkilere,, Pakistan ile Batı ilişkilerinin gerginleşmesi üzerine;
Çin, Romanya, Rusya ve Orta Asya Cumhuriyetleri ile devam edildiği. POPEYE ile İsrail' le ilişkilerin başladığı ve devam ettiği, ARROW füzesinin ortak üretiminin amaçlandığı. Programın yürütülmesinde birkaç yüz yabancı (Orta Asya, İsrail ve Çin kökenli) mühendisin görev aldığı,
- Program sırasında denemeler yapmak vee altyapı tesisi için Afganistan' dan SCUD-B serisi füze getirilip denendiği. Çin' den konvansiyonel amaçlı, satıhtan satıha WS-1 füzesi getirildiği, incelendiği ve denendiği. Dolayısıyla WS-1B teknolojisinin alındığı. Basında da yer alan ve çeşitli yerlerde rastladığımız tartışmalarda; WS-1 ve WS-1B karıştırılmaktadır. 1B daha gelişmiş bir sistemdir; hızı saatte ses hızının 5 katı, azami uçuş tavanı 60 km, 40 G basınca dayanıklı, azami %1.5 hata payı var.
- Programın yürütülmesinde ROKETSAN' ınn kullanıldığı, ASELSAN başta Türk savunma sanayi kuruluşlarının ve ürünlerinin kullanıldığı (400 km menzilli TR-22XX radarları, C3I sistemleri, LN-100 LRG hata payını azaltan Laser Ring Gyro kökenli Türk teknolojisi)
- Amacın çevre ülkelerde devam etmekte olan uzun menzilli balistik füze programlarına karşı caydırıcılık sağlamak olduğu,

Spekülasyonlara yol açmamak ve milli bir programa zarar vermemek için TSK' nın balistik füze geliştirdiğine dair bu haberlere bir ekleme, analiz ve yorum yapamıyoruz. Aşağıda daha çok Türkiye' nin durumu, ihtiyaçları ve ihtiyaçların giderilmesi için çözümler (TOROS) hakkında değerlendirmeler yapacağız.

Topçu kuvvetimizde obüslerin yükünü azaltmak için alan hedeflerine karşı gel,ştirilen 122 mm ve Toros füzeleri, Türkiye' nin teknik ve askeri seviyesinde büyük artışlar sağladı ve sağlayacak. Yakın gelecekte ilk ürünlerini göreceğimiz; %100 Türk dizayn ve üretimi daha gelişmiş; menzilleri, yükleri ve hassasiyetleri artmış satıhtan satıha ve satıhtan uzaya sistemlere bir basamak teşkil etmişlerdir. Geniş bir program yürütülmektedir. Kısıtlı bütçelere karşın atılan ilk adımlardaki başarı (Toros) ve onu özveri ile geliştiren ekibi (SAGE) kutlarız.
(Alıntırı)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://turkatak.userboard.net
 
Tehdide Nasıl Bir Cevap ?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Primeval Tanrıça; nasıl dünyayı yarattı Nil Nehri kökeni
» Sims3 Hakkında Bilgiler
» Deneme Mod , Mod , Super Mod , Yönetici ve Administrator'ün GörevLeri!
» Holy priest nasıl olmalı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TURKATAK :: Askeri Strateji-
Buraya geçin: